OSMANLI İMPARATORLUĞU HANEDANI

OSMANLI İMPARATORLUĞU HANEDANI

11 Ağustos 2018 0 Yazar: Halit AŞKIN

OSMANLI HANEDANI

Osmanlı Hanedanı, Osmanlı İmparatorluğu’nu yaklaşık 622 yıl yöneten hanedandır. OsmanlılarOsmanoğullarıÂl-i Osman ve Hanedan-ı Âl-i Osman olarak da bilinir. Hanedan, adını Osmanlı Beyliği’nin kurucusu olan Osman Bey’den alır. Osmanlı Hanedanı’nın 1299 yılında başlayan yönetimi, 1922 yılında Ankara Hükümeti’nin saltanatı kaldırmasıyla son bulmuş ve “Osmanlı Hanedan Defteri “ne kaydedilen son hanedan üyesi Fatma Neslişah 2012 yılında vefat etmiştir.

Osmanlı Hanedanı’ndan hükümdar olanlar yaygın olarak padişah olarak bilinir. Ancak kuruluş yıllarında hükümdarlık unvanı bey ve gazi idi ve bunun yerine daha sonra han unvanı kullanıldı. Sultan unvanı da Osmanlı Hanedanı’nda yaygın kullanılan bir unvandı; ama bu unvan erkek hükümdarların yanı sıra kadınlar için de kullanılıyordu.

Osmanlı saltanatında unvanlar babadan oğla geçer, padişah oğulları “şehzade”, kızları “Sultan’dır. Şehzadelerin çocukları yine şehzade, kızları yine sultandır. Sultanların çocukları Osmanlı hanedan üyesi sayılmazlar. Sultanların erkek çocukları “beyzade” olarak anılırlardı. Akrabalığı olan kimselerdir; ama silsile itibarıyla hanedandan düşerler.

OSMANLI DEVLETİNİN KURULUŞU

Osmanlı Hanedanı’nın kurucusu Osman Bey, Anadolu Selçuklu Devleti’nin uç beylerinden biriydi. Bizans sınırına yakın bir bölgede Anadolu Selçuklu Devleti’ne uç beyi olarak hizmet ediyordu. Başarıların ardından Anadolu Selçuklu Devleti tarafından Osman Bey bulunduğu bölgenin kendisine sancak ve tuğ verilerek eyalet beyi ilan edildi. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra küçük bir uç beyliğinin çekirdeğini oluşturduğu bu eyalet bağımsız kaldı ve zamanla Osmanlı Beyliği olarak adlandırıldı. Kendisi de bu devletin ve hanedanın ilk hükümdarı oldu. Osman Bey’den sonra devletin başına oğlu Orhan Bey geçti.

FATİH KANUNNAMESİ

Fatih Sultan Mehmet’in saltanatının son yıllarında oluşturulan “Kanunname-i Âli Osman”, daha önceki padişahların yazılı kurallarını bir araya getirmekle birlikte, devlet yönetimini aşırı merkeziyetçi bir yapıya dönüştürmüş ve padişahı mutlak hâkim kılmıştır. Fatih Kanûnnâmesi olarak anılan bu düzenlemede, tahta çıkan şehzadenin, erkek kardeşlerini devletin zarar görmesini engellemek için öldürmesine yasallık kazandırmıştır.

HANEDANIN SONU

Osmanlı Hanedanı’ndan son padişah olan Vahidettin, I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış Osmanlı İmparatorluğu’nun da son hükümdarıydı. Anadolu topraklarının bölünmesini öngören Sevr Antlaşması’na karşı Anadolu’da gelişen Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşmasının ardından padişah, çevresiyle birlikte İstanbul’dan ayrılan İtilaf Devletlerinin donanması ile TBMM kararıyla Türkiye dışında istediği yere gitmek üzere sürgün edildi.

GÜNÜMÜZDE

Günümüzde Osmanlı Hanedanı ile soy bağı olanların bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı ise yurt dışında değişik ülkelerde yaşamaktadırlar. Bu kişilerden şehzade unvanını devam ettiren erkek çocukların en yaşlısı ve kıdemli üyesi ise “Hanedan reisi” adıyla adlandırılmaktadır. Osmanlı Hanedanlığı ise 1922 yılında Ankara Hükûmeti tarafından saltanatın kaldırılması ile son bulmuştur. Osmanlı Hanedanı 1922 tarihine kadar halen Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde muhafaza edilen Osmanlı Hanedan Defteri’ne kaydediliyordu. Bu deftere kaydedilen son hanedan üyesi Neslişah Sultan 2 Nisan 2012 tarihinde vefat etmiştir. Bu nedenle günümüzdeki kayıtları aile içerisinde tutulan Osmanoğulları ailesindeki “Hanedan reisi” kullanımı ile “Osmanlı Hanedanı” ndaki kayıtları “Osmanlı Hanedan Defteri” ne kaydolan “Hanedan reisi” kullanımını birbirlerinden farklıdır.

OSMANLI SULTANLARI VE HALİFELERİ

İlhanlı Hanı Hülagü, 1258’da halifeliğin merkezi konumundaki Bağdat’ı fethetmiş, Abbasi soyundan gelenleri de öldürerek bu makama son vermişti. Fakat fetih sırasında kaçan bazı Abbasi üyeleri, Memlüklüler’e sığınarak burada halifeliği tekrar ilan ettiler (13. yüzyıl). Bu halifeliğin dini törenlerde protokolde durmaktan başka bir siyasi otoritesi yoktu. Bu şekilde yaklaşık üç yüz yıl devam eden bu durum I. Selim’in Mısır’ı fethetmesiyle sona erdi. Hilâfetin koruyuculuğu Osmanoğullarına geçti. O dönemin halifesi III. Mütevekkil İstanbul’a getirilerek hayatını siyasi yetkisi olmadan burada geçirmiştir.

1 Kasım 1922 tarihinde saltanatın kaldırılmasından sonra da Ankara Hükûmeti halife olarak, TBMM’nin seçtiği Abdülmecid Efendi’den, sadece “Halife-i Müslimîn” (Müslümanların Halifesi) unvanını kullanması ve gösterişli hareketlerde bulunmamasını istemişti. Abdülmecid Efendi, TBMM Yönetimi tarafından halife seçildikten sonra kendisine verilen talimata aykırı olarak, Halife-i Müslimîn unvanından başka sıfat ve unvanlar kullanarak, Cumhuriyet hükûmetinin talimatı dışına çıktı. Son Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi’nin, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyetin İlânından sonra gerçekleştirmeyi planladığı devrimlere engel olabilmesi ihtimal dâhilinde bulunan bir Hilâfet kurumuna karşı en sert tedbirleri alacağı belliydi. Bir taraftan Abdülmecid Efendi’nin söz konusu davranışları halifeliğin kaldırılması için bahane edilerek ve diğer taraftan da başka sebepler ileri sürülmek suretiyle, Hilafet müessesesi 3 Mart 1924 tarihli Halifeliğin kaldırılması ve Hanedan-ı Osmaniye’nin Türkiye Cumhuriyeti memalik-î hariciyesine çıkarılmasına dair kanun ile sona erdirildi.

Bu yazı GNU Özgür Belgeleme Lisansı ve Creative Commons Atıf/Benzer-Paylaşım Lisansı altındadır. İçeriğinde, Vikipedide bulunan “OSMANLI HANEDANI” sayfasından alıntılar vardır.