ETKİLİ ÖĞRENME YÖNTEMLERİ – 2

ETKİLİ ÖĞRENME YÖNTEMLERİ – 2

9 Ağustos 2018 0 Yazar: Halit AŞKIN

Beynin Yapısı ve Beyin Hücreleri

Küçük bir ahtapotta olduğu gibi, beynimizdeki nöronların çok sayıda kolu vardır. Her hücre diğer hücrelerle ilişki kurabilecek kapasitededir. Bu bağlantılarla da zihinsel beceriler belirlenir ve en çok doğumdan sonraki ilk altı ayda gerçekleşir.

Son araştırmalar insan beyninin yüz milyar nörondan oluştuğunu ortaya koymaktadır. Bu kadar nöronun bilgi depolama kapasitesi, tüm dünyadaki bilgileri çok rahat içerebilecek büyüklüktedir. Bilgilerin nöronlara kolaylıkla yüklenebilmesi, “öğrenebilme” olgusunu tanımlar.

Nöronları biz bilgisayar disketlerine benzetebiliriz. Nöronlar da bizim beynimizin disketleridir. Nöronlara yüklenen bilginin yerleştiği yerden çağrılabilmesi, “hatırlama” dediğimiz süreçtir. Nöronlar yüklü olan bilgi kümele­ri arasında bağlantılar oluşturabilmek ise “üretici zeka” nın ortaya çıkmasına yol açar. Burada sözünü ettiğimiz hafıza, “öğrenebilmeyi (yani bilginin depolanabilmesini) ve hatır­layabilmeyi (yani bilginin depodan çağrılabilmesini) kapsar.

Üretici zeka ise beyin kapasitesinin kullanılabilen bölümünün büyüklüğünün ifadesidir. Buradaki ilginç durumu şöyle anlatabiliriz:

Ne kadar disketiniz olduğu değil, ne kadarını kullana­bildiğiniz önemlidir. Son bilimsel araştırmalar bizim nöronların çok az bir miktarını kullandığımızı ortaya çıkarmıştır. Peki, nöronlar nasıl kullanılır. Tek yolu yani bilgiler almak ve bu bilgilerle eskileri arasında bağlantı kurmaktır. Yani bir nöron tek başına değil, diğer binlerce nöronla bağlantı kurmalıdır.

Bilgiler Beyne Nasıl İletilir?

Duyu organlarımızla algıladığımız düşünce ve davranışlarımız, bir nörondan diğerine aktarılan elektriksel ve kim­yasal sinyallerle ortaya çıkar. Nasıl millî törenlerde yapılan gösterilerde seyircilere okutmak üzere dalgalı bir şekilde açılan yazılar bir birini takip ediyorsa, aynen bunun gibi peş peşe ateşlenen minik elektrik akımları da aksonlar (aktarıcı­lar) ve dentritler (toplayıcılar) aracılığıyla saniyenin 1 / 100’ü gibi bir sürede ilgili hücreye iletilir.

Bu arada beynimizin bu kadar bilgiyi nasıl sakladığı, hafıza deposunun da yapılan tüm araştırmalarda sayılacak bir alanına rastlanmıştır.

Beynin Sınırları Ne Kadardır?

Vücudumuzdaki yaklaşık beş yüz bin dokunma detektö­rü, iki yüz bin ısı detektörü ve dört milyon acıya duyarlı olan bir ağ, kesintisiz olarak beynimizin ilgili yerlerine bilgi aktar­maktadır. Beynimizin bir santimetrekaresinde de, bir trilyon bağlantılı, yüz milyar nöron bulunmakta ve bu nöronlar arasında her bir saniyede en az on milyon kere uyarı gerçek­leşmektedir.

Her beyin hücresi saniyede binlerce sinyal alabilir. Tıp bilimi ve teknolojisi çağımızda çok hızlı ilerlemesine rağmen, beynimizin sınırlan hakkında yeterli bir bilgi edine­memiştir. Ancak %5’i aydınlatılabilmiştir.

Beynimiz elektro-kimyasal bir sistemle çalıştığı için diğer kas sistemiyle çalışan el-kol gibi sistemlerden farklı olarak yorulmaz. Yani beynin yorulması, fiziksel anlamda mümkün ‘değildir. Beyin, kişinin “yaşam destek makinesi” dir.

Fakat zaman zaman aynı şeyleri monoton bir şekilde düşünmek, sürekli oluşmaya devam eden bilgileri gerekti­ği gibi düzenleyememek ve vücudumuzda meydana gelen fiziksel yorgunluğa tepkisiz kalarak çalışmayı sürdürmek, kişiye beyninin kilitlendiği hissini verir.

Beynimiz üç kısımdan oluşur bunlar; 1) ilkel beyin 2) Orta Beyin 3) Korteks olarak ayrılır.

1) İlkel Beyin:

Bu kısım beynin en iç kısmını temsil etmektedir. İlkel beyin tüm hayvanlarda da mevcuttur. Hatta bazı hayvanların beyni sadece bu ilkel kısımdan ibarettir. Beynin bu kısmı hayvanların olaylar karşısındaki tepkilerini idare eder. Yani bir tehlike anında ilkel beyinleri onlara ya “savaş”, ya da “kaç” der. Bunu fark ettiren, beyinlerin bu kısmıdır.

Bizim için de durum benzerdir. Issız bir yerde bir tehli­keyle karşılaşsak, tepkimizi idare eden kısım ilkel beynimizdir.

Birisiyle kavga aşamasına gelseniz, ne yapardınız, bir düşünün. Sanırım önce kavga edeceğiniz adamın cüssesine şöyle bir bakarsınız. Adamı gözünüze kestirirseniz kavga edersiniz. Yok, adamın cüssesi çok iriyse, herhâlde kaçarsı­nız. Tüm bu hareketlerinizi idare eden kısım, ilkel beyin­dir. Yani gözümüze kestirme ve bunu hissetme kısmı, ilkel beyinde gerçekleşir.

2) Orta Beyin:

Beynimizdeki orta bölgedir. Bu bölümde hafızamızı etkin bir şekilde kullanmamızı sağlayan kayıt düğmesi bulunur. Bu kısım öncelikle tüm duyguların merkezidir. Aslında hafıza ve üretken zekânın kaynağı da duygulardır. İşte şimdiye kadar merak ettiğiniz kısım olan ve hafızanın merkezi sayı­lan “hipokamp” (hippocampus) bilgilerin kalıcı hafızaya geçip geçmeyeceğine karar veren kısım tam buradadır… Yani beynimizin kayıt cihazı. Bilgileri hipokamp ile hafızamıza alıyor veya alamıyoruz.

Beynin kayıt cihazının çalışıp çalışmamasına ve ne zaman çalışacağına karar veren, hipokamptır. Hipokamp beynin kayıt cihazını çalıştırırsa, o anda yaşanan olaylar ve bilgiler beynin en üst kısmı olan zzkorteks” e yazılmaktadır.

Peki, hipokamp, beynin kayıt cihazı, neye göre çalışmak­ta veya neye göre durmaktadır. İşte bunun cevabı da, orta beyinde bulunan duyguların merkezidir. Yani nasıl oluyor da bazen çalışıyor, fakat bazen çalışmıyor.

Duyguların merkezi hareketlenirse, hipokamp hemen kayıt cihazını çalıştırıp bunları kaydetmeye başlıyor.

Duygular hiç etkilenmemişse, hipokamp beyin kayıt [cihazım çalıştırmaya da gerek duymamaktadır. Aslında duyulara biz kendi aramızda ‘ilgi’ de deriz. Hani “ilgi duy­muyorum, o yüzden öğrenemiyorum” deriz.

Şimdi isterseniz başlangıçta size sorduğum iki soruya geri dönerek, hipokampın bu olayları neden kaydedip kaydetmediğini incelemek için daha Önce sorduğumuz iki soru­yu tekrar inceleyelim.

  • 265 gün önce ne yemiştiniz, hatırlıyor musunuz?
  • Hayatınızda başınızdan geçen tehlikeli, üzücü, komik, şaşırtıcı veya sizi çok mutlu eden veya şaşırtan bir olay var mı? Bu olayı hatırlıyor musunuz?

Birinci soruyu ilgilendiren olay sıradan ve sürekli olan bir vakadır. O gün yediğiniz yemek özel bir gün değil ve ilk defa denediğiniz farklı bir yemek değilse veya çok ilginç bir şey yaşamadıysanız, duygularınız hiçbir şekilde etkilenmemiştir. Mesela yemekte yan dükkânda bir patlama duysanız, kesinlikle duyularınız harekete geçerdi. Fakat sıradan bir yemek yeme olayı diğerleri gibi sıradan değerlendirilir.

Duygular harekete geçmemiştir. Dolayısıyla hipokamp bu olayı da kayda değer bulmamış ve beynin kayıt cihazı çalışmamış, olay kaydedilmemiştir.

 Gelelim ikinci soruya: Buradaki olay tamamen duyguları harekete geçirecek özelliktedir; şüphesiz bu durum hipokampın uyarılmasına neden olmuştur. Ve hemen beyin kayıt makinesini çalıştırmıştır.

3) korteks :

Bu kısım beynin en üstünü kaplayan bölümüdür. Hipokampın harekete geçmesi hâlinde bilginin kaydedildiği yer burasıdır. Düşünme, konuşma, görme, duyma ve yeni bir şeyler üretme sırasında kullanılan kısım, beynin korteksidir. Beynin bilgi kapasitesi tamamen korteksin üzerindedir.

Ayrıca beynin fotoğrafik bir hafızaya sahip olması da direkt olarak korteksle ve korteksin farklı şekillerde çalıştırılmasıyla ilgilidir. Beyin bir komuta merkezidir.

Korteks beyinin en üst kısmını oluşturur ve yatay olarak farklı iki ayrı yarım küreden, ya da loptan meydana gelmiştir. Bu bölümler, sağ beyin-sol beyin veya sağ lop-sol lop olarak adlandırılır. Beynin bu bölmesi cevize çok ben­zemektedir.

Yaşadığımız toplumda beynin sol lobuna önem verilmekte ve sağ lobun kullanımı atıl kalmaktadır. Bunu genelde ailelerimiz ve öğretmenlerimiz farkında olmadan yaparlar. Yapılan araştırmalarda gösteriyor ki, iyi ve kalı­cı öğrenme beynin her iki sağ ve sol loplarını dengeli bir şekilde kullanmaktan geçer. Fakat bizler ne beynin kullanıl­ması, ne de sağ-sol dengesi hakkında bir eğitim veya bilgi aldığımız için potansiyelimizin büyük kısmını kullanama­dık. Hatta kendimizi başarısızlıkla suçladık. Birçok insan çocukken daha hızlı ve kalıcı öğrendiğini, yaş ilerledikçe daha çok zorlandıklarını ifade eder. Çünkü çocukluğumuz da beynimizin sağ ve sol lobunu çok etkin bir şekilde doğal olarak kullandık. Olağanüstü hayaller kurabildik. Ancak büyüdükçe toplumda matematiksel ve mantıksal düşünme­ye ağırlık verildiğinden beynin sol lobu geliştirilmiş ve sağ lop ihmal edilir olmuştur.

Önemli olan, beynin hem sağ, hem de sol lobunu denge­li bir biçimde kullanmayı bilmektir. Özellikle 1950’li yıllar­da korteksle ilgili tesadüfen keşfedilen ve eğitimde devrim yaratan ilginç bir olay dönüm noktası olmuştur. Vücudumuza bakarsanız, iki tane olan çok şey var. İki el iki ayak ve iki böbrek, göz, kulak… İlginç olan, bunlardan ikisinden biri olmadan da hayatımıza devam ettirebilmemizdir.

Örneğin iki kolundan birini kaybedip hayatına devam eden çok insan vardır. Bunu bacak ve böbrek için de söyle­yebiliriz. Bunun nedeni, her iki organın da aynı işi yapması­dır. Çift motorlu bir uçağın tek motorunun arızalı olmasıyla tek motorla uçmaya devam etmesi gibi bir şey. Şüphesiz tek motora çok daha fazla yük biner; ama o tek motorda arıza yoksa problem yok demektir.

1950’li yıllara kadar beyin loplarıyla ilgili uzmanların bildiği bir başka gerçek daha vardı: Beyin lopları vücudu çapraz idare ediyordu. Sağ el ve sağ ayağı sol lop, sol el ve sol ayağı da sağ lop idare ediyordu.

Bu bilgiyi kazalarda beyninden yaralanan hastalardan edinmişlerdi.. Beyninin sol tarafından yara alanların sağ tarafında, beyninin sağ tarafından yara alanların sol tarafında felç oluşuyordu. Ayrıca böbrek gibi beyninin bir lobu alman ve gözlem yapılan kimse olmadığı için, tam bir sonuca ulaşılamıyordu.

Sağ – Sol Beynin Görevleri

Sol BeyinSağ Beyin                                           *-
DevamlıdırBütünseldir
Zihinsel ağırlıklıdırSezgisel ağırlıklıdır
Planlar YapılandırırKendi haline bırakır
Duygulan kontrol ederDuyguları serbest bırakır
Analitiktir, yaratıcıdırTepkiseldir
İsimleri hatırlarYüzleri hatırlar
İşitsel/görsel yolla öğrenirKinestetiktir (dokunsal)
Yazmayı ve konuşmayı tercih ederÇizmeyi ve kullanmayı tercih eder
Sözlü talimatlara uyarYazılı yada görsel talimatlara uyar
Kelimelerle düşünürGörüntülerle düşünür
Matematiksel düşünür.Kıyas yorum yapar.
Bir defada bir şey düşünürAynı anda çok şey düşünür
Dilde odaklanırÜslupta odaklanır
Somut biçimde düşünürFantezi katar
Vücudun sağ tarafını kontrol ederVücudun sol tarafım kontrol eder.

Yapılan birçok araştırma, beyin loplarım dengeli kul­lanma ve hızlı öğrenme sırasında şöyle bir ilişkinin oldu­ğunu ortaya koymuştur: Beynin her iki lop fonksiyonlarını birlikte ve dengeli olarak kullanmayı içeren bir öğrenme, “gerçek öğrenme” dir. Aslında Amerika’da buna ‘öğrenmeyi öğrenme’ de deniyor. Yani gerçekten hızlı, kalıcı ve gerçek bir öğrenme istiyorsanız, kesinlikle hipokampı devreye sok­malısınız. Bunun için de en önemli olan, sağ lobu aktif hâle ^getirmelisiniz.

Aslında bizim toplumumuz beynin bir lobuna önem verip sadece onu kullanıyor derken kast ettiğimiz şey, sol in lobudur. Çünkü hem okulda, hem de evde ve çevrede sürekli mantıklı olmaya şartlandırıldık. Zira mantıklı olmaz­sak, çocuk muamelesi görecektik. Zaten dünyanın en hızlı ve kalıcı öğrencileri çocuklardır. Çünkü sağ lobu muhteşem bir biçimde kullanırlar.

Yani beynin iki lobunu etkin kullanalım derken, aslında atıl kalan sağ lobu da devreye sokalım diyoruz. Şimdi size çok önemli bir soru sormak istiyorum: Beynin sadece sol lobunu kullanan kişinin verimi ne kadar düşer?

Yüzde elli mi düşer? Yoksa başka bir değer mi? Herhalde mantıklı(!) olan %50 dir.

Beyninin sadece yarısını, yani bir lobunu kullanan bir kişi, beyninin iki lobunu da kullanmaya başladığında beyin kapasitesi iki kat değil, çok daha fazla artıyor.

Aynen bir tarlayı sürmek için karasaban ve insan gücü kullanan bir çiftinin hızıyla yerli traktör ve cihazlar kullanan çiftçinin karşılaştırılmasına benziyor. Beyninin her iki lobu­nu kullanmayı öğrenen kişi, traktör ve teknolojik imkânları kullanan çiftçiye benziyor.

İşte bu yazının en temel amaçlarından birisi de beyninizin her iki lobunu da dengeli kullanmanız.